İçeriğe geç

Saçma abes ne demek ?

Bir gün bir arkadaşım, “Bu konuşma tam anlamıyla saçma abes geliyor bana” dediğinde içimden bir soru fışkırdı: “Peki gerçekten ne demek bu ‘saçma abes’?” Bu sözün ardında sadece iletişimsel bir yargı yoktu; aynı zamanda insan zihninin anlam arayışı, değer yargısı ve gerçeklik algısıyla ilgili derin bir felsefi mesele yatıyordu. Etik, epistemoloji ve ontoloji gibi felsefe dallarının bize öğrettiği gibi bir terimi anlamak, sadece sözlük tanımını öğrenmek değildir; aynı zamanda onun nerede, ne zaman ve nasıl anlam kazandığını sorgulamaktır. Bu yazıda “saçma abes ne demek?” sorusunu üç temel felsefi perspektiften inceleyeceğiz; farklı filozofların görüşlerini karşılaştıracak, çağdaş örnekler ve teorik modellerle bunu genişleteceğiz ve sonunda sizi kendi düşünce deneylerinizi sorgulamaya davet edeceğiz.

“Saçma Abes” Tanımına Felsefi Bir Bakış

“Saçma” ve “abes” kelimeleri günlük dilde olumsuzluk çağrıştırsa da, felsefi bağlamda bu terimler normatif ve epistemik iddialarla yüklüdür. Kısaca tanımlamak gerekirse:

  • Saçma: Mantıksal tutarsızlık, anlam boşluğu veya beklenen bağlamdan sapma.
  • Abes: Aşağılık, yersiz veya anlamsız görünen fikir ya da durum.

Bir araya geldiklerinde bu iki kelime, yalnızca “anlamsız” bir şeye değil, aynı zamanda mantıksal ve değer yargısal bir reddiye işaret eder. Ancak bu reddiye, felsefi bakış açısına göre değişkenlik gösterebilir.

Epistemoloji Perspektifi: “Saçma Abes” ve Bilgi Kuramı

Epistemoloji, bilginin doğası, sınırları ve kaynakları ile ilgilenir. “Saçma abes” yargısı genellikle bir iddianın bilgi değerini sorgulamak için kullanılır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, bilgi değerinin mutlak mı yoksa bağlamsal mı olduğudur.

Mutlak Doğruluk mu Bağlamsal Anlam?

Bir iddianın “saçma abes” olarak nitelendirilmesi, o iddianın mutlak yanlışlığını mı yoksa belirli bir bağlamda anlamsız olduğunu mu ifade eder? Epistemologlar arasında bu ayrım önemlidir. Ludwig Wittgenstein’ın geç dönem felsefesinde belirttiği gibi, bir ifadenin anlamı, kullanım bağlamında ortaya çıkar (Wittgenstein, Philosophical Investigations). Bu yaklaşımda “saçma abes” bir ifadenin bağlam dışı veya uygunsuz bir kullanımını tanımlar; yani başka bağlamda anlamlı olabilir.

Çağdaş Örnek:

Sosyal medya platformlarında dolaşan bazı iddialar bilimsel jargonla süslenmiş olabilir, fakat epistemik açıdan tutarlı olmayabilir. Bu durumda bir filozof, bu iddiaları “saçma abes” olarak nitelemek yerine, epistemik kaynaklarını ve argüman yapısını sorgular. Bu yaklaşım, bilgi kuramı açısından daha derin bir analiz sağlar.

Bilişsel Önyargılar ve “Saçma Abes” Algısı

Davranışsal çalışmalar, insanların mantıksal tutarsızlığı genellikle bilişsel önyargılarla ilişkilendirdiğini gösterir. Confirmation bias (doğrulama yanlılığı) gibi önyargılar, kişileri kendi var olan inançlarını destekleyen verilere yönlendirir; bu da dışarıdan bakıldığında “saçma abes” görünen söylemleri besleyebilir. Böylelikle epistemik değerlendirme, psikolojik süreçlerle kesişir.

Ontoloji Perspektifi: Varoluşsal Anlam Arayışı

Ontoloji, “varlık” ile ilgilenir. “Saçma abes ne demek?” sorusu ontolojik bir soru haline geldiğinde, aslında sorulan “Bir şey ne zaman ‘anlamsız’ sayılır?” sorusudur.

Anlam ve Varoluş

Jean-Paul Sartre gibi varoluşçu filozoflara göre anlam, öznenin dünyayla etkileşimiyle ortaya çıkar. Bir düşünce “saçma abes” olarak etiketlendiğinde, bu etiketleme bireyin varoluşsal dünyasının bir yansımasıdır. Yani anlam, nesnenin kendisinde değil, onu değerlendiren bilinçtedir.

Sartre’ın Perspektifi

Sartre, anlamın insanın projeksiyonunda ortaya çıktığını söyler. Bu durumda “saçma abes” yargısı, o düşünceyi değerlendiren içsel projeksiyonun bir ürünü olabilir. Bu da bizi etik bir soruyla yüzleştirir: Bir iddiayı reddetmek, onu yok saymak mıdır, yoksa sadece kendi dünyamızda ona yer vermemek midir?

Anlamsızlığın Ontolojik Statüsü

Martin Heidegger’in “Dasein” kavramı, insanın dünyadaki varoluşunu ve anlam arayışını vurgular. Bir ifade “saçma abes” olarak adlandırıldığında, bu o ifadenin ontolojik statüsünü sorgular. Var mı gerçekten anlamsız bir şey yoksa anlam arayışımız mı yetersizdir? Ontolojik anlamda “saçma abes” olan bir şey, farklı bakış açılarıyla yeniden anlam kazanabilir.

Etik Perspektifi: Değer Yargıları ve Anlamsızlık

Etik, doğru ve yanlış ile ilgilenir. “Saçma abes” etiketlemesi genellikle bir değer yargısı içerir. Ancak bu değer yargısı, normatif etik teorilere göre farklı şekillerde değerlendirilebilir.

Deontolojik Yaklaşım

Immanuel Kant gibi düşünürler, bir ifadenin doğru olup olmadığını evrensel ilkeler üzerinden değerlendirir. Bu bağlamda “saçma abes” yargısı, o ifadenin evrensel mantıksal tutarlılığına göre verilir. Eğer bir ifade kendi içinde çelişkiliyse, Kantçı bakışa göre bu ifade reddedilebilir.

Örnek:

Eğer bir kişi aynı anda hem “Bütün genel ifadeler yanlıştır” hem de “Bu genel ifade doğrudur” diyorsa, bu mantıksal çelişki içerir ve deontolojik etik açısından “saçma abes” olarak nitelendirilebilir.

İçeriksel Etik ve Bağlamsal Anlam

Öte yandan, pragmatik etik yaklaşımları (örneğin John Dewey), bağlamın ve sonuçların değerini vurgular. Bir ifade, belirli bir bağlamda faydalı olabilirken başka bir bağlamda anlamsız görünebilir. Bu da etik değerlendirmede bağlamsal bir ölçüt sunar.

Felsefi Tartışmalarda “Saçma Abes”in Rolü

Çağdaş felsefi tartışmalar, “saçma abes” iddialarının nerede durduğunu sorgulamaya devam ediyor. Bu tartışmalar genellikle bilim felsefesi, dil felsefesi ve mantık alanlarında yoğunlaşıyor.

Bilim Felsefesi ve Anlamsızlık

Bilim felsefecileri, bir hipotezin anlamlı olup olmadığını test edilebilirlik ve doğrulanabilirlik kriterlerine göre değerlendirir. Karl Popper’ın yanlışlanabilirlik ilkesi, bir teorinin bilimsel olup olmadığını belirler. Örneğin, test edilemeyen bir iddia bilimsel olarak “saçma abes” olabilir. Ancak bu, iddianın tamamen anlamsız olduğunu değil, bilimsel metodun kriterlerini karşılamadığını gösterir.

Örnek:

  • “Evren görünmez bir güç tarafından sürekli yeniden yaratılıyor” gibi yanlışlanamaz bir iddia, Popper’a göre bilimsel değildir.
  • Ancak bu iddia ontolojik ve epistemik tartışmalar için hâlâ felsefi açıdan değerlendirilebilir.

Dil Felsefesi: Anlam ve Mantık

Wittgenstein’ın dil oyunları kavramı, anlamın dil içi kurallarla şekillendiğini savunur. Bir ifade “saçma abes” görünüyorsa bu belki de dil oyununun kurallarına uymadığı içindir. Bu, anlamı sabit değil, dinamik ve toplumsal bir süreç olarak görmemizi sağlar.

Derin Sorular ve Kapanış

“Saçma abes ne demek?” sorusunu felsefi bir mercekten incelediğimizde, bu ifadenin sadece bir olumsuz yargı olmadığını görürüz. O, epistemik kriterlerin, ontolojik anlam arayışının ve etik değer yargılarının kesişim noktasında durur. Bu durumda sormamız gereken daha derin sorular vardır:

  • Bir şeyi “saçma abes” olarak nitelendirmek, onu yok saymak mı yoksa onu anlamaya çalışmamak mıdır?
  • Anlamsızlık gerçekten var mıdır, yoksa anlam arayışımızdaki sınırlılıklarımız mı vardır?
  • Bir iddianın bağlamının dışında değerlendirilmesi, onu gerçekten anlamsız kılar mı?

Bu sorular, sadece felsefi refleksimizi değil, aynı zamanda insan olmanın karmaşıklığını da ortaya koyar. “Saçma abes” dediğimiz şey, belki de anlamı en çok sorgulamamız gereken ifadelerdendir. Düşüncelerimizi sınayan, bizi soru sormaya iten ve zihinsel konfor alanlarımızı zorlayan her ifade, felsefenin ışığında yeniden değerlendirilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişbetexper girişbetexper giriş